Okulumuz Psikolojik Danışmanı Betül Doğan tarafından kadına yönelik şiddet konulu yazı.
İnsanın en temel ihtiyaçlarından biri güvende olduğunu hissetmek, bunu güvenli alanı olan ailesinde evinde hissedememek insan için tüketici oluyor, ne yazık ki tüm dünyada görülen ve bizim ülkemizde de yaygın olan kadına şiddetin sonucu güvenlik duygusu sarsılan kadınlar ve çocuklar oluyor.
Kadına yönelik şiddet, aile içi dinamikleri olumsuz etkileyerek hem kadınların hem de çocukların fiziksel ve ruhsal sağlığını tehdit ediyor.
Şiddete maruz kalan kadınlarda depresyon, anksiyete, travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik sorunlar ve fiziksel hastalıklar başlıyor, annede ki bu değişimleri gören çocukta ise depresif duygular ve huzursuzluk baş gösteriyor çünkü çocuk en çok annenin duygusunu alır, annenin gözlerine bakar ve o gözlerdeki duyguya göre mutluluğu ya da mutsuzluğu seçer. Bununla beraber eğer şiddete tanık olursa buda şiddete şahit olan çocuğun o şiddeti kendisi yaşamış gibi travmatize olmasına yol açar. Çocuk ayna nöronlar aracılığı ile o şiddeti kendi ruhunda hisseder ve bu şiddeti uygulayan babayı ve şiddete maruz kalan anneyi içselleştirerek gelecekteki ilişki paternlerini ne yazık ki patolojik olarak oluşturur.
Kadına yönelik şiddetin pek çok sebebi vardır,
Kadına yönelik şiddet, bireysel, toplumsal ve kültürel faktörlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan çok boyutlu bir sorundur. Bu şiddetin nedenleri arasında geleneksel toplumsal roller, eğitim eksikliği, ekonomik bağımlılık ve bireysel psikolojik faktörler yer alır.
Eğitim düzeyi düşük bireylerin kadına yönelik şiddeti meşru görme ihtimali daha yüksektir. Şiddetin yanlış olduğuna dair bilinç eksikliği, bu tür davranışların nesilden nesile aktarılmasına sebep olabilir. Ayrıca, kadınların eğitime erişimde yaşadığı zorluklar, onların kendilerini savunmalarını ve şiddet döngüsünden çıkmalarını zorlaştırır.
Maddi bağımsızlığa sahip olmayan kadınlar, şiddet gördüklerinde ekonomik kaygılar nedeniyle bu durumu kabullenmek zorunda kalabilirler.
Şiddet uygulayan bireylerin çocukluk dönemlerinde travmatik deneyimler yaşamış olmaları, şiddeti bir problem çözme yöntemi olarak benimsemelerine neden olabilir. Alkol ve madde kullanımı, öfke kontrol sorunları gibi bireysel faktörler de şiddet eğilimini artırabilir.
Şiddeti normalleştiren filmler, diziler, şarkılar veya haberler, toplumda şiddetin sıradan bir olaymış gibi algılanmasına neden olabilir. Kadınların ikinci planda gösterildiği, zayıf veya edilgen olarak sunulduğu içeriklerde aynı şekilde bir bilinç oluşmasına sebep olabilir.
Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için eğitimin yaygınlaştırılması, kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesi, farkındalık kampanyalarının artırılması ve psikolojik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, toplumun her kesiminin bu mücadelede sorumluluk alması, şiddetin önüne geçmek için hayati öneme sahiptir.
Kadına yönelik şiddet, bireysel bir sorun olmanın ötesinde, toplumsal bir mesele olarak ele alınmalı ve bu konuda bilinçli adımlar atılmalıdır.
Adres:
Seyran Mahallesi Lalapaşa Sokak No1 Yeşilyurt / Malatya
Telefon
4223363936